Haftanın Tortusu #1 #timhaftanintortusu

Uzun zamandır aklımda olan bir seriye başlamanın mutluluğu içindeyim. Her ne kadar minimalizm ve sıfır atık hem hayatımda büyük rol oynasa hem de sizlerle hemen her gün bu konuda paylaşım yapsam da hayat da bir yandan akıyor. Güzel şeyler görüyorum, okuyorum, izliyorum, güzel insanlarla tanışıyorum. Sizlerle tüm bunları #haftanintortusu diye bir seriyle umuyorum ki aksatmadan haftalık olarak paylaşmak istedim.


Instagram'da anlık paylaşımlarda kaçan bazı şeyleri de belki burda toparlarım. Bakalım hayaller ve gerçekler ne kadar örtüşecek: )


4 ana başlıkta toparlayayım diye yola çıktım zamanla bu ana başlıklar daha oturur sanırım, yazıyı da takip etme açısından yardımı olur, hem okuyana hem de bana, yazana yani.


YAŞA

Sadeleştiren Maceralar @Yeşil Vadi: Aslında teknik olarak bir önceki haftaya ait olsa da o zaman yazısını paylaşmadığım için bu hafta anlatmak istedim. Sınır tanımayan çocuklar ve Macera Akademisi'nin beraber düzenlediği kampı sadeleşme ekseninde yapmak istediler ve beni konuk olarak çağırdılar. Ailece yani 1 ve 5 yaşlarındaki 2 çocuğumuzla gittiğimiz kamp hepimiz için unutulmaz bir anı oldu. Cumartesi sabahtan gidip Pazar öğleden sonraya kadar kaldığımız kampta 2 orman yürüyüşü yaptık. Birinde daha doğrusu ilk gün 2,5 saatlik yürüyüş boyunca 3 kere ciddi yağmura yakalandık. Ama çocuklar çok güzel idare etti. Hepsi doğanın pek de alışık olmadıkları bir yüzünü görmüş oldu. Bırakırlar, dayanamazlar dediğimiz noktada bile pes etmediler. Yemeklerimizi kamp alanınında yedik, kamp alanına yemek de dahildi anlaşmada. Muna (Sınır Tanımayan Çocuklar) sağ olsun her şeyin sıfır atık felsefesine mümkün olduğu kadar uyabilmesi için Eminönü'ne gidip mendiller almış, arada atıştırmalık bir şeyler verildiğinde bu mendillere sarıp verdik, yedik. Kocaman taşınabilir bir su depomuz vardı yine Muna'nın getirdiği; onu yakındaki bir çeşmeden doldurduk; mataralarımızı ise bittikçe ondan (normalde kaç pet şişe su kullanırdık kimbilir...), çayımız hep kaynadı, çayı masalarda gün ışığında oturuyorken gidip ince bellilerimize aldık ama akşam ateş başına geçince termoslarımıza doldurduk. Ateş başında minimalizm sohbeti yaptık. Anneler Günü için cocuklar bize orman yürüyüşünde topladıkları çiçeklerden taç yaptı ve günü öyle bitirdik. Tabii Mumo'ya da bir teşekkür etmeden olmaz. Onlar da her katılımcı aileye sıfır atığa bir adım daha yaklaşmaları için birer balmumu kumaş hediye etti.

Henüz hiç çadırlı bir kamp tecrübesi yaşamadıysanız bizim 2 cocuklu tecrübemizden (bu sekilde 1 aile daha vardı) ilham alarak siz de bir plan yapabilirsiniz.


Anneler Günü: Ben de bir anne olarak bu Anneler Günü'nde bir video çektim ve "Bu anneler günü annenize farklı bir hediye alın" dedim. Siz de Anneler Günü= Küçük ev aleti reklamlarından sıkılmadınız mı? Benim önerilerimin yanı sıra sizlere en enteresan hediyelerinizi sordum. Düdüklü tencere cevabı da geldi kendi ellerimle yaptığım pasta da. Mikser, 6lı cam bardak takımı, elektrikli tuzluk biberlik, ütü masası da bizi şaşırtmayan diğer cevaplar arasındaydı. Benim videoda en sevdiğim öneri masaj ve sevdiğim bir konuda atölye.


Adidas Yarı Maratonu @Bozcaada: Biz eşimle eskiden Adım Adım'la birçok koşuya katılıyorduk ama ben ilk hamileliğimle bırakmıştım. Sonra da kilo veremedikçe dizlerime yazık dedim yine başlayamadım.. En son Bozcaada'ya koşu için geldiğimizin üzerinden 7 yıl geçmiş! Bu sene ise eşim 10k koşacaktı, dedik sezon başlamadan bir nefes olsun bize de ailece; çocukları da aldık geldik. Panorama Otel diye 9 odalı bir otelde kalıyoruz. Ben daha önce duymamıştım, eşim yorumlardan bulmuş. Eski dönemlere göre yarışın nispeten sakin olmasıyla gerçekten çok rahat ettik. 2 cocuklu tatil hele kucuk 1 yasında ise pek tatil olamayabiliyor, biz de saatlerimizi hep yogunluktan kaçacak sekilde organize ettik. Kahvaltıya ilk gelen olduk, akşam yemeklerini 4-5 gibi yedik, 7 gibi gün kapanışı olarak parka gittik. O şekilde cocukları olabildiğince rahat bırakabilmiş olduk (yani küçüğü). Otelle ilgili son notum, bahçesi odaları çok şeker ama bunlar bir yana (iddialı konuşacağım) bugüne kadar dışarda yediğim en özenli kahvaltıyı burda ettim. Sunumundan içeriklere gerçekten çok güzeldi.

Maraton ise uzun yıllardır New Balance tarafından yapılıyorken bu sene Adidas devralmış ama biraz geç olmuş sanırım ya da Ramazan'ın da etkisi olabilir eski çılgın kalabalık yoktu (bizim adımıza iyiydi tabii ama esnaf bu dönemde iyi bir hareketlenme yaşıyordu). Yine de 10k yarışı başladığında hatrı sayılır bir kalabalık yarış pistinde ter döktü. Daha önce koşmayanlar için Bozcaada parkuru oldukça zorlayıcı; 1. saati tam öğlene geliyor ve güneş tepedeyken biraz yakıyor (çünkü kimileri cumadan gelirken kimileri de izin alamadıkları için geceden yola çıkıp sabah erken adaya varıyor ve hemen yarışa geçiyor), 2. çok dik bir parkur. Su tüketimi de çok oluyor tabii. Adidas %100 geri dönüşümden ürettiği ayakkabıları Parley için bazı önemler almış. Mesela yarış kitleri genelde naylondan ipli torbalarda verilir (kimi kosucular bu sırt çantası gibi takılabilen torbalarla koşar telefonunu vs yanında taşıyabilmek için), Adidas ise ham bez torbalar yaptırmış, plastik geri dönüşümüne dikkat çekmek için yarış alanının yan tarafında kurulan standlarından birinde bir oyun yapmış ve hem yarış parkuru hem bitişine kullanılan pet şişeleri toplamak için variller yapmış. Londra'daki gibi su kapsüllerine henüz yolumuz olsa da güzel başlangıçlar bunlar.


#kahvemtermosta & Zojirushi Çekilişi: Katılım şartının sadece Instagram hesabındaki hikayelerde bir kahve mekanını #kahvemtermosta ya davet etmek olan çekilişe 81 katılım oldu. Arkadaşını etiketle desek eminim 2000'in üzerinde katılım olurdu ama @zojirushi_turkiye ile ortak niyetimiz #kahvemtermosta hareketine bir destek vermekti. Kazanan Busra Hanım ve tüm katılımcılara destekleri için çok teşekkürler. Sayelerinde 4 yeni mekan hareketimize katıldı ve mekan sayımız 95 oldu.


İZLE:


Zengin Mutfağı: Birçok kişi gibi aylarca biletlerin satışa çıktığı gün heyecanla bekleyip bilet alamayıp bir sonraki aya kısmetmiş dedikten sonra sonunda mart ayında biletlerimizi aldık ve Mayıs ayını beklemeye başladık. Şener Şen'i canlı izlemek çok güzeldi. Güzel bir anı olarak kaldı.


Youtube: Televizyonda pek bir şey izlemesem de Youtube artık günlük rutinimde. Ara ara bazı kanallara sarıyorum. Mesela İFA kanalını keşfedince tüm Olmaz Öyle Saçma Şey'leri bitirene kadar günlerce İFA (şimdi FLUTV'ye taşındı gerçi OÖSŞ) izlemiştim. Son dönemde ise her hafta mutlaka BantMag'in haftalık sinema gündem videosunu izliyorum. GoT devam ederken bölüm sonrası neler denmiş diye Kafeinsiz ve GeekYapar kanallarına bakıyorum. Kadın Kanalı'nda neler var bir göz atıyorum ve son dönem geriye doğru izlemek suretiyle Caner Özyurtlu'nun Loş Oda programını izledim bayağı bir.



Bir de İrem'le çok güzel bir video çektik "Yabancı dil öğrenmek" üzerine. Onu da henüz izlemediyseniz şu linkten hemen izleyebilirsiniz.



TANIŞ:


Kadın Kanalı: Sonunda Kadın Kanalı'nda Zeynep ile tanıştık (hatta tanışmaktan da fazlası, beraber 2'si onların 1'i benim kanalıma 3 tane de video çektik. Enerjisi o kadar iyi ve yüksekti ki beni de çok yukarı taşıdı. İlk defa 2 kameralı, bir yönetmen ve ses sorumlusu ise video çekildi. Benim için de heyecan verici bir deneyim oldu.


Minimalizm, Popüler bir kavramdan fazlası: Tanıştığım bir diğer kişi(ler) ise Elçin ve Damla oldu. Beginner Minimalist olarak tanıdığınız hatta bize de Sefertası tecrübesini yazan Bilge bizi bir araya getirdi. Ekipte Çağrı da var ama onunla zaten tanışıyorduk (Bilge ve Çağrı'yla henüz uzaktan tanışıyoruz: ) , haftaya cumartesi hani şu popüler deyim ile kavuştay olacak). Bu güzel grup neden bir araya geliyor peki? Gün boyu sürecek olan Minimalizm ve sıfır atık konuşacağımız ve bir de sağlıklı yemek atölyesinde yemek yapıp yiyeceğimiz bir etkinlik için. Neden adını böyle koydunuz derseniz, minimalizm popüler hale geldikçe biraz özü unutulabilir hale geldi. Herkes için olmasa da bazen neyi neden yaptığımızı, püf noktalarını ve aşamalarını öğrenmekte ya da biliyorsanız da hatırlamakta fayda var. Bu etkinlikte de amacımız bu. Eğer siz de katılımcı olmak isterseniz bana şurdan yazabilirsiniz.


Onaranlar Kulübü: Yeryüzü Derneği'nin Repair Cafe etkinliğinden sonra benzer konseptli ama daha sık ve sürekli farklı noktalarda karsımıza çıkan @onaranlarkulubu ne rastladım Instagram'da. Açıkçası ben işlerinden çok etkilendim. Siz de kimdir nedir derseniz hesaplarına bakabilirsiniz. (Dün Boğaziçi Üniversitesi'nde bir etkinlikte getirilen bir termosu tamir etmişler, #kahvemtermosta her yerden karşıma çıkıyor sanki:)


OKU:


Kemal'in Londra Günlüğü: Önce bir çocuk kitabı ile başlayalım. Özge Lokmanhekim'in çocuk kitapları İdefix'te indirime girince çok merak ettiğim Londra ve Roma günlükleri ile Tren ve Uçak seyahati yolculugu kitaplarını aldım. Tam da seyahat öncesine geldiği için Kaan'ın ayrı hoşuna gitti. Hepsini okudu, bir de kitaplara küçük sürprizler eklemişler, bir kitapta tarif diğerinde bir oyun, hepsinde sticker gibi. Şu an yanımızda Pelin ile Çınar'ın Tren Yolculuğu kitabı var. Her gün bir üzerinden geçmek bir yana Kaan arka sayfasındaki resme her akşam yatmadan eklemeler yapıyor.


Tebrikler Kovuldunuz: Kaan Sekban'ın kitabını okumayı çok uzun zamandır istiyordum. Forum sayesinde edindim ve tatilin ilk gecesi çocukları uyuttuktan sonra okudum. Akıcı mı? Kesinlikle. Ama ben Kaan Sekban'ın #yakambeyazbeynimayaz serisini çok seviyordum, sanırım öyle bir mizah kitabı beklemiştim. Kitap Sekban'ın ilk çalışma gününden günümüze olan serüvenini anlatıyor. Umudunu kaybetmemesi ve inanılmaz çalışkanlığı insanı motive etse de kurumsal hayat tecrübeleri beni çok yordu. Belki benim de kurumsal tecrübem yakın zamanda bittiği için. Bilemiyorum. Tek kişilik gösterisinin kitaptan çok daha heyecanlı olduğunu sanıyorum. Bakalım yeni sezonda umarım izleme ve size aktarma şansım olur.


DENE:

#sifiratik: Günlük hayatta daha az çöp çıkarmak için yanımda neler taşıdığımı şu videoda size anlatmıştım. Hafta içinde ise bir şablon hazırlayıp size sordum neler kullandığınızı, sizlerden de çok güzel cevaplar geldi. Şablonu Galeri-listelere ekliyorum. Dilerseniz ordan indirip siz de hesabınızda paylaşabilirsiniz. (sizden gelen 2 örnekte de Outliers akıllı defter vardı, bilmeyenler için bu defterin özelliği özel kalemiyle yazılan yazıların mikrodalgada ısıtılınca yok olması)

240 görüntüleme1 yorum

© 2023 by Design for Life.

Proudly created with Wix.com